MODA
Moda kavramı, çoğu çevrelerce ilk olarak 1900’lü yıllarda ortaya çıktığı ifade edilir. O dönemin en iyi terzilerinden sayılan Charles Worth’un yardımcısı Paul Poiret daha sonraki yıllarda Paris’te kendi atölyesini açtı. Poiret’in özel olarak tasarladığı elbiseleri sergilemesi ile moda ve terzilik farklı bir boyuta geçerek moda akımlarının fitilini ateşledi. Modanın tarihsel gelişimi ise 1902’de Thomas Burberry’nin ilk olarak markasını gabardin üzerine yazdırması ile başlayarak, 1905’te gazetelerde moda eklerinin yayımlanmaya başlamasıyla etkisini daha fazla kitlelere ulaştırmaya başladı. 1906’da Guccio Gucci Floransa’da, daha çok aksesuar üzerine çalışan şirketini kurdu. 1913 yılında ise Gabriel Coco Chanel şapka tasarımları ile moda dünyasına bomba gibi bir giriş yaptı. 1920’li yıllara gelindiğinde ise Chanel, moda evi açarak moda tarihine imza attı. 1915 yılında floral koleksiyonları ile Jeanne Lanvin popüler olurken, 1916’da I. Dünya Savaşı’nın etkisi de modaya yansıdı, militarist çizgiye sahip kıyafetler kombinlerde çokça yer almaya başladı. 1927’de Salvatore Ferragamo İtalya’da ayakkabı üretimine başlayarak moda dünyasına adını yazdırdı. En büyük şöhretine ise 1936 yılında; modern sandallar, patent hakkı alınmış mantardan yapılmış sivri topuklu ayakkabılar ve platform topuklar ile kavuştu.
1933’te Rene Lacoste, dünyaca meşhur timsah logolu t-shirt tasarlayarak, moda dünyasında etkisini hala sürdüren bir marka olmayı başardı. 1947’de ise modanın devi olarak nitelendirilen Christian Dior, Paris Avenue Montaigne’de ilk kez koleksiyonunu sergiledi. Korseye sıkıştırılmış incecik beller, kiloş etekler, Dior’un moda dünyasına kazandırdığı tasarımlar arasındaydı. O defileden sonra modern kadın yeni imajı ile moda tarihine geçti. Yine bu dönemde Christian Dior’un ‘’New Look’’ yani yeni görünüm adını verdiği moda akımı geniş kitleleri peşinden sürükledi.
60’lı yılların sonu ile 70’li yılların başlarında, moda dünyasında yeni bir romantik stil yayılmaya başladı. Bu yıllarda daha çok yün kumaşlar, Hint şalları, pançolar moda oldu. Bu arada sıra dışı tasarımların zirve yaptığı 1965’te Paco Rabanne, metal elbiseler tasarlayarak moda dünyasında sansasyon yarattı. Bunu takip eden 70’li yıllara gelindiğin ise ünlü Japon modacıları, Avrupa’da doğu rüzgarı estirerek, bir sentez yarattı. Bunlar arasında Mitsuhiro Matsuda’dan, Kenzo Takado’ya kadar birçok ünlü modacı bulunuyordu.
Bu modacılar, bir yandan orijinal Avrupa giysileri tasarlarken, diğer yandan da geleneksel Doğu kıyafetlerini üretiyorlardı. Moda dünyasına estetik kavramını, 80’li yıllarda Georgio Armani kazandırmıştır. 1978 yılında Versace, ilk pret-a-porter koleksiyonunu sergileyerek, moda dünyasına yön vermiştir. Versace bu koleksiyon ile birlikte reklam çalışmalarına da büyük önem vererek reklama büyük bütçe ayırdı. Bu dönemde ilk defa Super Star sistemini moda ile birleştirerek moda dünyasına ilkleri yaşatmıştır.
Kimi zaman eski bir giyim tarzı yeniden moda olurken kimi zaman tamamen marjinal bir moda akımının trend olduğunu görüyoruz. Özellikle 20.yy'dan sonra daha fazla gelişim gösteren moda, insanların sürekli takip ettikleri bir mecra olmuştur. Gerek kendi yaşantımızda gerekse yakınlarımıza alacağımız kıyafetleri tercih ederken belirli bir moda akımına göre alırız. Her ne kadar belli bir moda akımına göre giyinmediğini söyleyenler olsa da aslında onlar da belli bir moda akımının etkisini kıyafetlerine yansıtıyor. Bununla beraber, kişi aynı anda birçok moda akımını veya giyim tarzını takip edip benimseyebilir. Örneğin günlük hayatta daha çok bohem tarzı benimserken, özel günlerde veya gece hayatında daha çok vamp akımını benimseyerek, daha sexy kıyafetler tercih edebilir.

Yorumlar
Yorum Gönder